21.11.2010

yeniden doğmak..


bir pazar günü yağmur yağıyordu..
battaniyenin altındaydı,yanında sıcacık bir kahve..birkaç yüz bin kişiden daha şanslı olduğunu hissettiği anlardan bir tanesiydi..en güzeli idi yağmurun cama vurduğunda elindeki kitabın içini ısıtması.."yine bir aşk hikayesi" dedi kadın..fazla aşk bünyeye zarardı..kitabı kapattı..
başka bir kitap aldı eline..aynı anda birkaç kitap okumayı severdi..kitap okumayı çok severdi daha doğrusu..okudu ve okudu..
bir an gelen titreme ile kendine geldi..doğruldu..
sıcak bir duş her zaman iyi gelmişti içini sıktığında tarifi olmayan şeyler..bir duş aldı..kalpli sabunları vardı kırmızı idiler.onlara baktı..sıcak su teninden akarken bu sefer sadece sustu..düşünmek istemese düşünmezdi aslında..biliyordu..algıda seçicilik diyordu buna okuduğu tüm eğitim kitapları..
tamam düşünüyordu ama neden ?
kızgın mıydı?yoksa özlem mi?yahut istek evet belkide yeni bir şeylere istekti nedeni..tüm ön yargılarından kurtulup,yeniden doğmak istiyordu belki de küllerinde zümrüd-ü anka gibi..
düşündü..ve düşünürken fonda "la vie en rose" çalıyordu..

2 okurcuk yazarcık var:

Rahatsız Adam dedi ki...

"la vie en rose" bu yazıya gerçekten çok iyi gider.
eline sağlık çok tatlı bi yazı olmuş, zevkle ve isteyerek okudum...

dilallalla:) dedi ki...

edith piaf'ı çok severim..
tesadüf o ki bu yorumu yazarken de fonda "la vie en rose" çalıyor dinlenesilerde..beğenize sevindim,çok çok teşekkür ederim..